Veliköy Mh. Vatan Cd. No:15-19 Çerkezköy / TEKİRDAĞ
05327344804
gokhan@turktest.com.tr

MADDİ TAZMİNAT HESAPLANMASI

MADDİ TAZMİNAT HESAPLANMASI

6098 sayılı Borçlar Kanunu MADDİ TAZMİNAT HESAPLANMASI

1-Tazminatın Belirlenmesinde Kusur Derecesi

2-Tazminatın İndirilmesi

3-Zarar ve Ziyanı İsteme Hakkı

4-Tazminat Hesaplaması

Yeni 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 51. maddesinde “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.Tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse, borçlu güvence göstermekle yükümlüdür.” denilmektedir.

Tazminatın Belirlenmesinde Kusur Derecesi

Maddenin birinci fıkrasında kullanılan ifade gereğince hakim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini belirlerken, durumun gereğinin yanı sıra “özellikle” kusurun ağırlığını dikkate alacaktır.Kusurun, tazminatın belirlenmesinde, özel bir önem taşıdığı hususu vurgulanmak istenmiştir.

Tazminatın İndirilmesi

Yeni 6098 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 52. maddesinde “Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir.” denilmektedir.

Zarar ve Ziyanı İstemeHakkı

Maddenin ikinci fıkrasında yerinde bir tercihle “Hafif Kusur” kavramı kullanılmış, ancak tanımı yapılmamıştır.818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 44/2. maddesinde hafif kusur kavramı yerine zararın “kasden veya ağır bir ihmal veya tedbirsizlikle yapılmamış” olmasından bahsedilmektedir. Yürürlükteki düzenlemede indirim sebebi olarak, tazminatın borçluyu müzayakaya maruz bırakmasından söz edilirken; maddenin ikinci fıkrasında tazminat yükümlüsünün “yoksulluğa düşecek olması” ifadesi kullanılmıştır.

Beden Gücü Kaybı

Öte yandan zararı oluşturan esas unsurlar geleceğe uzanan ve sigortalının beden gücü kaybı nedeni ile uğradığı zararlardır.Gerçekten vücut bütünlüğünden kayba uğrayan sigortalının meslekte kazanma gücü azalmış veya tümüyle yitirilmiş olabilir.İçtihat bu tür beden gücü kaybından doğan zararların fazla efor sarf edileceği gerekçesine dayalı olarak kabul etmektedir.

Sürekli İş Göremezlik Hali

Sürekli iş göremezliğin söz konusu olduğu hallerde; sigortalının zararı iki dönem halinde ortaya çıkar. Bilinen dönem olarak kabul edilen bu dönemde kaza tarihi ile zarar hesabının yapıldığı tarih arasında kalan dönem hesabı söz konusu edilir.Hüküm tarihinden başlayarak çalışma dönemi ile yaşama dönemi için söz konusu süre bilinmeyen dönem olarak kabul edilir ve bu dönem için zarar hesabı yapılır.Destekten mahrum kalanların zararı da geleceğe yönelik olarak hesaplanır.

Maddi Tazminat Hesabı

Maddi zarar ve tazminatın belirlenmesine esas olan mevcut yasal kurallar yeni yürürlüğe girmiş olan yasayla da aynen tekrarlanmıştır.

Maddi zararın tayini yönünde 818 Sayılı Yasa’nın;

42. maddesinde yer alan “Zararı ispat etmek müddeiye düşer, zararın hakiki miktarını ispat etmek mümkün olmadığı takdirde hakim, halin mutat cereyanını ve mutazarrır olan tarafın yaptığı tedbirleri nazara alarak onu adalete tevfikan tayin eder”.

Hükmü yeni yasa da 50. madde olarak “Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü” altındadır.

Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa, hakim olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını, hakkaniyete uygun olarak belirler” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddi zararın tayini yönünde 818 Sayılı Yasa’nın;

43. maddesinde yer alan “hakim, hal ve mevkiin icabına ve hatanın ağırlığına göre tazminatın suretini ve şümulünün derecesini tayin eder. Zarar ve ziyan İrat şeklinde tayin olunduğu takdirde borçludan icap eden teminat alınır.”

Şeklindeki kurallar yeni yasanın 51. maddesinde aynen “hakim tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.Tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse, güvence göstermekle yükümlüdür” biçiminde değiştirmiştir. 

Bu duruma göre kelimelerin eski ve yeni kullanımı dışında mevcut ve yeni sistemde temel ilke ve düzenleme değiştirilmemiş hukuksal anlam ve kapsam olarak yeni sistem mevcut sistemi aynen kabul etmiştir.

Tazminat
miktarının tespitine yönelik 818 Sayılı Yasa’nın 44. maddesinde yer alan
“Mutazarrır olan taraf zarara razı olduğu yahut kendisinin fiili zararın
ihdasına veya zararın tezayüdüne yardım ettiği ve zararı yapan şahsın hal ve
mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakim, zarar ve ziyan miktarını tenkis yahut
zarar ve ziyan hükmünden sarfınazar edebilir. Eğer zarar kasten veya ağır bir
ihmal veya tedbirsizlikle yapılmamış olduğu ve tazmini de borçluyu müzayakaya
maruz bıraktığı takdirde hakim, hakkaniyete tevfikan zarar ve ziyanı tenkis
edebilir” hükmü yeni yasada 52. maddede aynen:

“Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hakim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuru ile sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hakim, tazminatı indirebilir.” biçiminde yer almıştır.

Öte yandan özel durumlara ilişkin ölüm ve cismani zararlara yönelik mevcut yasanın 45. maddesi yeni yasada 53. madde olarak yukarıda gösterildiği biçimde eski kelimeler yerine yenileri kullanmak suretiyle alınmış, cismani zararın kapsamı 46. madde yerine yeni yasada 54. maddede aynı nitelikte kabul edilmiştir.

Yeni yasada farklı düzenleme 55. maddede getirilmiştir.

Bu
madde ile Sosyal
Güvenlik Kurumu’nca geri alınamayan ödemelerin tazminattan indirilemeyeceği ayrıca hesaplanan tazminat
miktarının esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılıp veya azaltılamayacağı hüküm altına alınmıştır.

Mevcut
sistemde, maddi zararı saptayan uzman veya hesap bilirkişisinin ortaya
çıkardığı rakamsal değerler hiçbir zaman borçlunun veya haksız
fiil failinin ödemekle yükümlü olduğu zarar karşılığı veya tazminat değildir.

Tazminat,
ancak doğrudan hakim tarafından; yasanın belirlediği koşullarda gerekli
indirimlerin yapıldığı durumda ortaya çıkan bir değerdir.

Gerçekten
Borçlar Kanunu’nun 51. ve 52. maddelerinde; tazminat miktarının tayini ve
indirilmesi gereken durumlar belirlenmiş ve bu sistemde tazminatın
belirlenmesi görevi hakime bırakılmıştır.

Denilebilir
ki; tazminatın belirlenmesinde salt matematiksel bir tespit yerine, yasal tabir
ile hal ve mevkiin icaplarına göre hakime tazminat miktarı konusunda
müdahale yetkisi verilmiştir.

Varsayım Yapılır

Maddi
zararın hesaplanması yönünde bir yasal düzenleme bulunmamaktadır.

Bu
konu uygulamada; oluşturulan kimi ilke ve esaslarla belirlenir.

Bilinen
verilerden yola çıkılarak bilinen dönem zararı bulunurken, geleceğe yönelik ve
bilinmeyen dönem hesapları için bir takım varsayımlardan hareketle sonuca
ulaşılır.

Bilirkişi Marifeti İle

Uygulamada,
zararın, aylık veya belli periyotlarla karşılanması yerine zorunlu olarak
toplam olarak karşılanması sistemi kabul edilmiştir.

Geleceğe
yönelik ve kural olarak hüküm tarihi itibariyle yapılan hesaplamada kazançlar
belli oranda artırılıp diğer taraftan iskontolama dediğimiz işlemler yapılarak
sonuca ulaşılır.

Maddi
zararın hesaplanmasında, hesaplama işleminden sonra olaya etki eden kusur
durumu, uzmanlaşmış bilirkişilerin görüşleri alınmak suretiyle belirlenir.

Maddi Zararın Hesaplanması

Uygulamada,
zararın, aylık veya belli periyotlarla karşılanması yerine zorunlu olarak
toplam olarak karşılanması sistemi kabul edilmiştir.

Geleceğe
yönelik ve kural olarak hüküm tarihi itibariyle yapılan hesaplamada kazançlar
belli oranda artırılıp diğer taraftan iskontolama dediğimiz işlemler yapılarak
sonuca ulaşılır.

Maddi
zararın hesaplanmasında, hesaplama işleminden sonra olaya etki eden kusur
durumu, uzmanlaşmış bilirkişilerin görüşleri alınmak suretiyle belirlenir.

Şu
duruma göre, maddi zararın saptanmasından önce zarara esas teşkil eden kimi
verilerin öncelikle toplanması daha sonra uzman kişilerden görüş alarak zararın
ortaya konması sağlanır.

Zararın
belirlenmesinde sigortalının kazancı, iş göremezlik oranının belirlenmesi ve
olayın meydana gelişine ilişkin tüm olgu ve bilgilerin toplanması zorunludur.

Bu
konuda içtihat şu kurallara yer vermektedir:

“Dava,
iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle maddi tazminata ilişkindir.
Tazminat hesabının ise bilinen dönemdeki kazancın mevcut verilere göre tespit
edildikten sonra bilinmeyen aktif dönem için ise, yıllara göre %10 artış ve %10
iskontoya tabi olarak yapılacağı Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş
görüşlerindendir. ”

Aktif
dönemden sonra yani çalışma yaşı sonrasında muhtemel yaşam süresi içinde
uğranılacak zararların da tespiti zorunludur.

İçtihat
bu durumu şöylece belirtmektedir;

“Uygulamaya
göre pasif dönem zararının asgari ücret üzerinden yapılması gerekir. Pasif
dönem zararının hesaplanmasında, asgari ücret yerine ortalama yaşlılık
aylığının esas alınarak pasif dönem zararının yüksek çıkarılması doğru
değildir.”

Zarar
miktarının belirlenmesinden sonra iş göremezlik oranının esas alınması varsa
sigortalının karşılıklı kusuru indirilir ve işverenin belirlenmiş kusuru ve
kusursuzluğu dikkate alınıp, gerektiğinde hakkaniyet indirimi de yapılarak
zarar miktarına ulaşılır.

Tazminatın
belirlenmesinde kusurun ağır veya hafif olması, kaçınılmazlık, kötü tesadüf
gibi durumlar etkili olur.

Ancak
bu durum dahi mutlak değildir.

Hakim,
tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını gözeterek işletmenin tümden ekonomik
yaşamdan silinmesi ve işletmede çalışan diğer işçilerin geleceğini de dikkate
alarak yıkıcı bir tazminattan kaçınma yükümündedir.

Nitekim,
Yasanın 51. maddesi açıkça zararın belirlenmesinde hakime, adaletli bir sonuca
ulaşması yükümünü vermiş ayrıca 52. maddesi zorunlu olarak zarurete düşme
durumunda tazminatın indirilebileceğini hüküm altına almıştır.

Bilinmeyen Dönem İçin Hesaplama

Maddi
zarar hesaplanması, geleceğe uzanması halinde bilinmeyen dönemi de içerir.

Bilinen
dönem hesabının kolaylıkla bulunmasına karşın bilinmeyen dönem için
varsayımlara dayalı bir yöntem uygulanır.

Bu
yönde gerçeğin saptanabilmesi açısından esnek bir sistemin kabulü zorunludur.

Gerçekten,
zarara uğrayanın maddi zararına esas; kazanç kavramı, çalışma yaşı, yaşam
süresi, aktif ve pasif dönem zararları, zarar başlangıç tarihi, faiz
başlangıcı, eşin evlenme şansı, destek oranları gibi kavramlar son derece
değişkenlik gösterir.

Toplam Şeklinde Peşin Karşılanması

Zararı
giderecek olan işverenin ekonomik ve ticari durumunun buna ne derece uygun
olacağı bilinmemektedir.

Gelecekte meydana gelebilecek çeşitli nedenlerle bu ödemelerin devamında ortaya çıkabilecek riskler bu yöntemi yeterli kılmamakta, bunun yerine zararın önceden ve toplam şeklinde peşin karşılanması uygulamada kabul görmektedir.